Banner Top
Girişimci ve Bilişimcilerin Kanayan Yaraları Nelerdir?

Etrafımıza baktığımızda kendisini anlatan birçok insan görüyoruz değil mi? Bilişim sektörü özellikle. Bu sektörde başarı oranı yaptığınız ürün ve çalışmalar ile ölçülürken elde ettiğiniz kazanımlar sizin için büyük ancak bir o kadar tehlikeli boyutlarda olabilir. Geçtiğimiz günlerde bir toplantıda en büyük sorunlarımızı ele aldık bu toplantıda başlıca sorunların sürekli ülke içerisindeki bazı kesim ve kısımlardan kaynaklandığı düşüncesi ve sektörün yaşadığı ekonomik buhran dönemi üzerinde yoğunlaşan havanın bu konuda oldukça etkili olduğunu yönündeydi.

Ben bu konuya pek katılmıyorum, katılmadığım gibi aslında en çok eleştiren ve geçmişte aynı hataları yapmış biri olarak sizlere burada şunları yazmak istedim. Madem biz bilişim sektörü için çalışıyoruz, madem bu sektörde bir geleceğimiz olsun istiyoruz o zaman yapmamız gereken başarılı ürünler çıkarmak. Bu ürünleri sadece ülkemiz için değil. farklı ülkeler için geliştirmek ve bu ülkelerde bu ürünlerin pazarlanması konusunda destek almak zorundayız. Eğer biz bilişimci ruhuna sahip kişilersek artık pencereyi genişletmenin zamanı geldi.

Bilişimciler nerede yanlış yapıyoruz?

Bilişim sektöründe ister kendini kanıtlamış olsun isterse sektöre yeni girmiş olsun hemen herkesin bir hastalığı var, yaptığı işi kendinden başka kimsenin yapamadığını düşünmek. Bu hastalıktan biran önce kurtulmalı ve başkaları hakkında yorum yapmak yerine kendi yaptığımız işlere odaklanmalıyız. Bizden daha iyi olan kişileri kıskanarak onları kötüleyerek ve herhangi bir şey ortaya koymamışken başka insanların verdiği emekleri hiçe sayarak konuşmaya ne hakkımız ne zamanımız var.

İkinci konu ise eğer gerçekten bir işte başarılı olduğumuza inanıyorsak o iş ile ilgili olarak belirlediğimiz kriterleri daha ileriye bir seviye üst sınıfa taşımak için çaba harcamalıyız. yetinmek doğru bir yaklaşım değil o nedenle elde ettiğimiz değerlerin hep bir üstü olacaktır çünkü hayallerimiz kısıtlı, bu hayallerin ötesine geçmek için yardım aramalı ve o yardımı önce çevremizden sonra başkalarından bulmalıyız. Eğer çevremizdeki kişiler bize inanmıyor ve bize destek olmuyor ise başka insanların bize destek olması ve inanmasını beklemek oldukça zor bir ihtimal. yani bütün desteği çevrenizden bulun demek doğru değil ancak ilk destek size çevrenizden gelmeli demek daha doğru, aileniz akrabalarınız vb..

Girişimci mutfağında çok başarılı işler çıkarıyoruz, inanıyorum ki öyle projeler var ki parmak ısırtacak cinsten, ancak projeyi satmayı beceremiyoruz, proje satmak öyle kolay bir iş değildir. Proje satmak gerekirse projenin en büyük payını başkasına vermek anlamına da gelebilir, ancak hayallerinizdeki hedef için ne yazık ki bunu göze almak zorundasınız bazı şeylerde. Elinize geçen fırsatları iyi değerlendirmeli her zaman hukuka dayalı yatırımcı kisvesi altına saklanmış şeytanlardan korunarak bir şeyleri başarmalısınız. Dolayısıyla birçok yatırımcı sizi iyi pazarlayabilir ancak sizi kullanmaması için gerekli zemini ve ortamı oluşturmalısınız.

Bilişim alanında bol konuşma sıfır icraat!

Genel olarak ülkemizde artık fikir hırsızlığı farklı boyutlara ulaştı bu nedenle fikirlerinizin kıymetli olduğunu unutmayın, elde ettiğiniz değerleri fikirler sayesinde elde edeceğinizi ve hayalleriniz ile projelerinizi şekillendire bileceğinizi unutmayın. Ufkunuz açık olsun dar bir kalıba sığdırmaya çalışmayın. Neden sürekli konuşuyoruz ancak icraata geçemiyoruz?

Dikkat ederseniz sürekli sempozyumlar, toplantılar, çalışma grupları ile çeşitli etkinlikler düzenliyoruz, birçok konu konuşuyoruz ancak o konuştuklarımız orada kalıyor. Kesinlikle icraata geçemiyoruz. Bildiğimiz konular ve alanlarda ürün çıkarmamız gerekiyor, katma değer yaratacak ürünler, yazılımlar ve daha nice şey gerekiyor harekete geçme zamanı geldi arkadaşlar. Silkelenip kendimize gelmeliyiz. Konuşarak ürün çıkarılmaz, toplantılar, sempozyumlar, gösteriler ve daha niceleri sadece ürün çıkardığımız zaman ortaya koymamız gereken şeyler. Elbette tartışmalı ve konuları değerlendirmeliyiz. Ancak bunu bir furya haline getirdik. Gün geçmiyor ki yeni bir Summit, Event veya herhangi bir etkinlik olmasın. 1 yılın yaklaşık 104 günü hafta sonu, ayda en az 3 toplantı 2 günlük olduğunu düşünelim 6 gün 72 gün daha gitti. Ne zaman çalışacak ne zaman iş yapacak ne zaman ürün çıkaracağız? Hafta sonları tutulacak yerler pahalıya geldiği için hafta içi yapılıyor olmasından dolayı 6 günü 1 ayda sadece iş günlerine dahil ettim. Ortalama rakamlar ile. Bayramlar resmi tatilleri de kattık mı çalışmaya kalan gün sayısı 100’ü geçmeyecek sanırım bu ne perhiz ne lahana turşusu arkadaş biz ne zaman ortaya bir ürün çıkartacağız?

Amerika’da ve Avrupa’da inanın bu iş çok daha zor koşullarda  ve çok daha zorlu süreçlerde yapılıyor. Size anlatıldığı gibi hayal dünyasında değil buradakiler. Kendilerini kapatıp bir garajın içerisine ailesi ile bile iletişini aylarca kesen insanlar tanıdım. Ne telefon, ne Televizyon nede herhangi bir  iletişim aracına ihtiyaç duymadan geçen aylar süren çalışma. Sonucunda başarı. İşte biz bu başarıyı kıskanıyoruz. Bu başarıyı konuşuyor ve sürekli olarak bu başarılar üzerinden elde edilmiş ürünleri kullanıyoruz.

Bilişim ve Girişimde Sorunumuz nerede?

Sorun okumuyoruz, kendimizi geliştirmek ve geleceğe ışık tutmak için yazılmış kitapları, kitapların içerisindeki zaman tünellerini görmüyor ve gezmiyoruz oralarda. Geleceğe veya geçmişe doğru yolculuk yapmıyoruz kitapların arasında. Yazılan her kitap, düşünülen her cümle sizlere bir şeyler katabilmek adına aktarılmış ekmek kırıntılarıdır. Bu kırıntıları toplayarak ulaşmak istediğiniz yere gidersiniz.

Kendinizi geliştirmek için haftada en az 14 saat kitap okumaya ayırın bunu her gün iki saat tekrarların ve görün bakın hayatınız nasıl değişecek. Nasıl şekillenecek ve insanlara hayata bakış açınızda nasıl önemli değişimler olacak. Hangi kitabı okuduğunuzun bir önemi yok, roman, felsefe, şiir, kurgu, ansiklopedi ne olursa okuyun. Hayata dair ufkunuzu genişletin ve beyninizdeki keşfedilmemiş domino taşlarını yıkın. Körelmekten kurtulup kendinize çeki düzen verin. Hangi alanda iş yapıyorsanız o alandaki İngilizce, Türkçe, Fransızca veya diğer dillerdeki kitapları okuyun. Sizin dilinize çevrilmiş en çok okunan kitapları. Değer katılmış önerilmiş olanları. Zaman kaybetmeden başlayın okumaya.

Bilişimci ve Girişimci Zamanın değerini bilmeli!

Elinizdeki zamanın değerini biliyor musunuz? Pek sanmıyorum, elinizde tuvalete giderken bile yanınızda olan cep telefonunuzu aldığınızda ona dalıp gidiyor ve zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorsunuz. Sizden çalınan ve hayattaki en değerli şeylerden biri olan ve asla geri getiremeyeceğiniz zaman. Günde en kötü ihtimalle 3 saat cep telefonunuz ile geçiriyorsunuz. Bu süre yılda 1095 saat yapıyor şu zamana bakın. Bu zamanın ne kadarı gerçekten kayda değer gelişmeler ve hayatınızı olumlu yönde etkileyecek ve şekillendirecek şeylerden oluşuyor? (İstisnalar dışında)

“Bir şey bizi öldürmüyor ise güçlendirmeli” zamanınızın değerini bilin burada bahsettiğim konular bazen gözle gördüğümüz, bildiğimiz ve farkında olduğumuz konular olabilir. Ancak bazen ikinci bir iç sesin bize bunları söylemesi oldukça önemli oluyor. Şu anda bu yazıyı iç sesiniz ile kendinize okudunuz. Dilerim değerlendirmesini de ona göre yaparak geleceğinize yön verebilirsiniz.

Allah’a ısmarladık…

Tags: , , , , , , , , , ,
Geliyoo Bilişim'in Kurucusu ve Yöneticisi.

Related Article